
Halay
Halay – Türkiye’nin Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Çukurova bölgesinde oynanan halk oyunlarının genel ismidir.
Bu oyun genellikle düğün, bayram ve diğer özel günlerde oynanır ve genellikle birbirine kenetlenmiş ellerle dönerek oynanır. Halay genellikle erkeklerin oynadığı bir oyundur ve genellikle davul, zurna gibi enstrümanlar eşliğinde oynanır. Ancak bazen kadınlar da halay oynayabilir ve bu durumda genellikle daha sakin ve zarif bir şekilde oynarlar. Halay oyunu, Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir ve toplulukları bir araya getirerek birlik ve dayanışmayı simgeler.
Özellikler
Değişik bölgelerde oynanan halaylar arasında büyük farklılıklar vardır. Halay, toplu halde yan yana dizilerek bir çember oluşturmak suretiyle oynanır. Dansçılar, küçük parmaklarıyla birbirlerine tutunurlar. Grubun en başında bulunan lider, açıkta olan eliyle mendil sallar. Dans yavaş adımlarla başlar, bir süre sonra hızlanır. Halay adımları genelde ayak figürlerine dayanır.

Bu bölgelerde her ilin kendine has halay oyunları derlenmiştir. Halay, davul ve zurna ile çalınan müzikler eşliğinde oynanır.
Halk kültüründe
Halay, Türk ve Altay halk kültüründe tören dansıdır. Alay olarak da söylenir. Kökleri milattan önceki dönemlere ve hattâ tarihöncesi çağlara uzanan bir oyundur. Al kültü ile ilişkilidir. Yaşamın enerjisini, döngüsünü, dayanışmayı, hareketi, durup devam etmeyi ve ritmi içerir. Al (Hal) sözcüğünün ateşle yâni yaşamsal enerjiyle bağlı olması bu oyuna verilen önemi göstermektedir. İlkel biçiminin adı Allı veya Yallı olarak bilinir.
Kobustan adlı bölgede kayalara çizilen eski çağlara ait resimlerde bu oyunun resmedildiği görülmektedir. Elley (Allay) adlı ilk ata ile de bağlantılı görünmektedir. Yakutlar bu dansa Ohokay derler.
Azeri kültüründe “Yallı”
Yallı, Azerbaycan halk sanatında çok geniş yer tutan mitolojik kaynaklı bir oyundur. Kobustan kayalarında, milattan önceki dönemlere ait; el ele verip dans eden ve bağrışan kalabalık görüntülerinin çizimleri vardır. Oynayanlar, kâinatın ebedî döngüsünü, hareketliliğini ve dinamizmini sembolize eden mistik bir daire boyunca sıkı bir şekilde dizilirler.
Oyunun ilerleyen kısımlarında kaçışırlar ve beklenmedik bir zamanda yere uzanıp yalar gibi yaparlar. Bunların hepsinin kendi içinde anlamları vardır. Aslında “yallı” oyunlarının eski inançlardaki Ulu Ana bütününden kopma Al/Hal ruhuyla bağlılığı da, “Yallı” adında göze çarpmaktadır.
Hal Dili
Hal Dili – Türk halk inancında ve halk kültüründe ters lîsan. Al dili olarak da bilinir. Tersine bir dildir.
Hal dilinde kullanılan sözler genellikle olumlu anlamlar taşırken, al dilinde kullanılan sözler ise genellikle olumsuz anlamlar içerir. Hal dilindeki sözler genellikle şans getireceğine inanılan sözlerdir ve genellikle iyimserlik ve pozitiflik yansıtır. Örneğin “Başım üzerine” gibi ifadeler bu dilde sıkça kullanılır.
Al dilinde ise genellikle kötü şeylerden korunmak veya şanssızlıklardan kurtulmak için kullanılan sözler bulunur. Örneğin “Nazar değmesin” gibi ifadeler al diline örnek olarak gösterilebilir.
Hal dili ve al dili, Türk halk kültüründe önemli bir yer tutar ve hala yaygın olarak kullanılmaya devam eder. Bu dillerin kullanımı genellikle geleneksel inançlarla ve uğurlarla bağlantılıdır.
İnanışa göre öte dünya varlıklarının yaşayışları, görünüşleri ve dilleri bu dünyanın tam tersidir. Meselâ öteki dünya varlıklarına; “Git” demek için “Gel” demek gerekir veya bazen de sözcüğün ya da cümlenin tersten okunması lazımdır. Kuş dili kavramı ile de bağlantılıdır.

Tersine okuma mantığı; Amerikan kovboy filmlerinde bir dönem yerli (Kızılderili) dillerini filmlerde kullanmak yerine, bu zahmete girmemek için İngilizceyi tersten okutarak kotaran yönetmenlerin uygulamalarını da akla getirmektedir. Çünkü bu anlayış kendinden olmayanı karşıt olarak algılamanın bir sonucudur. Türk kültüründe öte dünya bu dünyanın tersidir. Yer altı âlemi bu âlem ile uyumsuzuk halindedir.
Arapça “Hâl” (durum, vaziyet) kelimesiyle benzeşmesi nedeniyle “beden dili”, “ruh hali” gibi kavramları da içermeye başlamıştır.
Bu bağlamda düşüncelerini duruşuyla, davranışlarıyla sesizce (sesli dil kullanmadan) anlatma demektir.
Hal Ata

Hal Ata (veya Hal Dede) – İnsanları kandıran bir varlık olarak görünür. Sözcük kökeni itibâri ile bakıldığında Moğolca Gal (ateş) ile bağlantılıdır. Kızıl giysiler giyer. Kızıl renkli ve ateş yalımına benzeyen sakalları vardır. Al Ana’nın eril karşılığı olarak da düünülebilir. Yurt koruyucusu, Al Ana inancından doğan iyi bir ruhtur.
Hal Ata genellikle insanlara rüyalar aracılığıyla mesajlar gönderir ve onlara yol gösterir. Ateşin ve kırmızı rengin sembolize ettiği güç ve enerjiyi temsil eder. Hal Ata’nın koruyucu bir ruh olarak kabul edilmesi, Moğol halkının doğaya ve ruhani varlıklara verdiği önemi gösterir. Ona saygı göstermek ve dualarla çağırmak, insanların hayatlarında denge ve huzur bulmalarına yardımcı olabilir.