Kültür ve SanatBlog

Tura: Tanrı’nın Anlamı ve Önemi

Türk, Çuvaş ve Altay inancında, Tura kelimesi, Tanrı veya Rab anlamlarına gelir. Bu kelime, genellikle Türe veya Turı olarak da ifade edilir. Ancak, bu terimin anlamı sadece dilde değil, aynı zamanda Türk halk inancındaki ve tarihindeki derin ve kendine özgü bir bağlam içinde de incelenmelidir. Tura, Türk mitolojisinde ve inanç sistemlerinde merkezi bir rol oynamaktadır, çünkü bu kavram, Tanrı’nın varlığı ve özellikleriyle ilgili derin bir anlayışı temsil eder.

Türk Halk İnancında Tura’nın Yeri

Türk halk inancı, çok tanrılı sistemlerden ziyade kendine özgü bir tek tanrı inancını benimser. Bu inanç sisteminde, Tura, evrenin yaratıcısı ve yöneticisi olarak kabul edilir. Tura’nın gücü ve etkisi, doğanın dengesi, insanların yaşamları ve toplumsal düzen üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Tura’ya, dualar, adaklar ve ibadetler aracılığıyla ulaşmaya çalışılır ve ondan yardım, koruma ve bereket dilemek yaygın bir uygulamadır.

Tura
Tura

Tanrının değişik özellikleri nitelenir: Bağışlayan, Acıyan, Yarlıgayan, Esirgeyen, Gözeten, Bilen… İslâmiyet öncesinde Tanrı değişik isim ve sıfatlarla anılmıştır. En önemlileri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Bar: Var olan demektir.
  2. Oğan: Rab, Var eden, yaratan demektir.
  3. Kuday: Hüda, yaratıcı demektir.
  4. Çalap: Kudretli demektir.
  5. Yalap: Nur demektir.
  6. Yaradan: Yoktan var eden demektir.
  7. Bayar: Zengin, ulu demektir.
  8. Bayat: Ezeli demektir.
  9. Buyan: Aziz, cömert demektir.
  10. Olcay: Herşeyi yapabilen, gücü yeten demektir.
  11. Yazgan: Kaderi tayin eden demektir.

Tura, en yüce yaratıcıdır. Soyut bir kavram olarak yer alır. İnsan biçimli değildir. Eşi ve benzeri olmayan, insanlara yol gösteren, onların varoluşuna hükmeden, cezalandıran ve ödüllendiren bir ulu varlıktır. İnsanların yaşamına doğrudan karışır, buyruklar verir, iradesine boyun eğmeyenleri cezalandırır, insanlara bağışladığı iktidar (kut) ve kısmeti (ülüğ) değerini bilmeyenlerden geri alır.

Şafak söktüren (tan üntürü) ve bitkileri oluşturan da “Ulu Tanrı”dır. O, yaşam verici ve yaratıcıdır, ölüm de Tanrı’nın iradesine bağlıdır. Çuvaşça da Tüpe Tura (Gök Tanrı) olarak söylenir. İskitlerde Goytosır olarak adı geçen Tanrının Göktanrı demek olduğu iddia edilmektedir. Mengü-Han’ın Rubruk vasıtası ile Fransız Kralına gönderdiği mektupta, Moğolların inanç anlayışı açık bir şekilde görülmektedir: “Beyrü (ezeli) ve Bengü (ebedi) Tanrının buyruğu budur. Gökte bir Tanrı vardır, yeryüzünde de bir Hakan olacaktır.”

Tura’nın Çuvaş İnancındaki Yansımaları

Tanrı Nedir Tura
Tanrı Nedir

Çuvaşlar da kendi inanç sistemlerinde Tura’yı önemli bir şekilde vurgularlar. Onlar, Tanrı’yı Torı veya Turı olarak anarlar ve ona derin bir saygı duyarlar. Çuvaş mitolojisinde, Torı’nın evreni yarattığına, insanların kaderini belirlediğine ve doğanın dengesini koruduğuna inanılır. Çuvaşlar, çeşitli ritüeller ve törenler aracılığıyla Torı’ya adaklar sunarlar ve ondan yardım ve rehberlik dilemeyi sürdürürler.

İslamdaki Allah inancı ile büyük oranda örtüşen bir kavramdır. Tektir. Herşey ona bağlıdır. Herşeye hükmeder. Ortağı yoktur. Çuvaşçada yer alır. Diğer Türk-Moğol lehçe ve şivelerindeki Tanrı kavramı hiçbir zaman tekillik içermez.

Örneğin en üstün ve başat güç durumunda bulunan Göktanrı karşısında bile bir Yertanrı vardır. Fakat Tura sözcüğü bu konudaki yegâne örnek olarak tek ve mutlak Yaratıcıyı anlatmaktadır. Burada ilginç ve dikkate değer olan şey, Çuvaşların İslam inancına coğrafi olarak en uzak ve en yalıtık toplumlardan birisi olmasıdır.

Dolayısıyla dış tesirlerle veya etkileşimle değil, tamamen kendiliğinden ortaya çıkmış gibi görünmektedir. Sözcük anlamı; daim olan, kalıcı olan demektir. Tura kavranı ile bağlantılı olarak, ailelerin çocukları olduğunda kalıp uzun yaşaması ve sağlıklı olması dileğini içeren ve cok eskilere dayanan bir gelenek bu gün de sürdürülmektedir. Durak, Dursun, Durmuş, Durdu, Duran, Turan vb. adlar da hep aynı psikoloji ve geleneğin ürünüdür.

Altay kültüründe de Tura, merkezi bir tanrı figürü olarak kabul edilir. Altay mitolojisinde, Tura’nın evrenin yaratıcısı olduğuna ve insanların yaşamlarını şekillendirdiğine inanılır. Tura’ya, doğanın güçleriyle uyum içinde yaşamak, toplumsal adaleti sağlamak ve ruhsal dengeyi korumak için dua edilir. Altay halkı, Tura’ya olan derin saygılarını çeşitli ritüeller ve geleneklerle ifade ederler ve onun rehberliğini ve korumasını daima ararlar.

Targutay
Targutay

Tura’nın Simgesel Anlamları ve Derinlikleri

Tura, sadece bir kelime veya bir inanç figürü değildir; aynı zamanda derin bir sembolizmi temsil eder. Tura, evrenin birliğini, doğanın güçlerini ve insanların ruhsal bağlarını simgeler. Onun adıyla çağrılan, evrensel bir varlık olan Tura, insanların yaşamlarında ve toplumlarında birlik ve denge arayışını yansıtır. Tura’nın sembolik anlamları, Türk, Çuvaş ve Altay kültürlerinde derin bir şekilde kök salmıştır ve bu inanç sistemlerinin temelini oluşturur.

Türk kültürüne ait çeşitli kayıtlarda ve eserlerde rastlanan, “tek tanrıyı” ifâde etmek için kullanılan başlıca kavramlar şu şekildedir.

Bar                                                                                                                             

Rab, yaradan demektir. Mutlak varlık anlamına gelir. Arapça Rab sözcüğünün tersten okunuşu olması nedeniyle bu ismi çağrıştırması tamamen bir tesâdüftür. Sözcük anlamı “var olan” demektir. Farsçaya Türkçeden geçmiştir. Türkçe ve Moğolcada, ayrıca Tunguzcada genişlik anlamı vardır. Bar < Var dönüşümüyle ortaya çıkmış bir kelimedir.

Kuday                                                                                                                   

Hüda, Tanrı, Yaratıcı anlamlarına gelir. Guday veya Kutay olarak da söylenir. Sözcük, temizlik anlamını içerir. Farsça Hüda kelimesinin dönüşmüş biçimi olduğu öne sürülse de aslı Türkçe Kut (kutsallık, kutluluk) kökünden türemiştir. Temizlik anlamını içerir. Farsça Hüda kelimesinin dönüşmüş biçimi olduğu öne sürülse de aslı Türkçe Kut (kutsallık, kutluluk) kökünden türemiştir.

Oğan                                                                                                                       

Rab, Yaratıcı manalarına gelir. Uğan veya Ugan olarak da söylenir. Evreni ve varlıkları yaratan güç uruk sözcüğü ana rahmini ifâde eder ki, bir canlının varoluşuyla ilgili olarak aynı kökten gelen bir sözcüktür. (Oğ/Og/Uğ/Ug) kökünden türemiştir. Yaratmak, öğretmek anlamları vardır. Kudret ve güç anlamlarını da içermektedir. Oğul, oğulduruk (dölyatağı) gibi kelimeler bu köke aittir. Moğolca Oktargay/Ogtorguy sözcüğü cennet demektir ve bu sözcükle alâkalı olması muhtemeldir.

Yalap                                                                                                                     

Nur, kutsal ışık manalarına gelir. Yalabuk olarak da söylenir. Yalap biçimi eski kayıtlarda Tanrının bir sıfatı olarak da yer alır. Sözcüğün ışık anlamı vardır. Yalabımak fiili, parıldamak, aydınlanmak demektir.

Çalap                                                                                                                      

Tanrı, yaratıcı anlamlarına gelir. Moğolca kökenli bir sözcüktür. Sâhip olma, güç, kudret gibi manaları barındırır.

Beyrü                                                                                                                     

Ezeli, öncesi olmayan, başlangıcı olmayan demektir. Meyrü (Mayru, Bayru, Bayrı) şeklinde de söylenir. İslam dininde öncesizlik yalnızca Yaradan’a mahsus bir özellik olarak görülmektedir. İlk başta varolan tek odur. Ancak onun yaratmasıyla her şey vücut bulmuştur. Bayrı (sonsuz) kelimesiyle bağlantılıdır.

Bengü

Ebedi, sonu olmayan, sonsuza dek var olacak olan demektir. Bengi (Mengü, Mengi) şeklinde de söylenir. Moğollar Mönge veya Münhe derler. Ebedi olma kavramı İslam dininde yalnızca Yaradan için öngörülür. Ancak onun lütfu ve isteğiyle insanlarında Cennette sonsuza dek yaşayacağı söylenir. Ölümün sonlandırdığı hayat nedeniyle yaşanan korkunun karşısında insan zihninin algıladığı ilk soyut kavramlardan birisidir sonsuzluk. Ölümden sonra dirilerek sonsuza kadar yaşayabilmek insanoğlunun en büyük arzularından birisidir. Sözcük; dizi, düzen, özlük, sonsuzluk bildirir.

Gök-Kal – Türk ve Altay Mitolojisinde bir doğa katmanı
Gök-Kal – Türk ve Altay Mitolojisinde bir doğa katmanı

Tura’nın Günümüzdeki Etkisi ve Değeri

Geleneksel Türk, Çuvaş ve Altay inanç sistemleri günümüzde hala birçok insan tarafından takip edilmekte ve uygulanmaktadır. Bu inanç sistemlerinin merkezinde yer alan Tura kavramı, hala insanların yaşamlarını şekillendiren ve rehberlik sağlayan bir unsur olarak değerini korur. Günümüzde bile, birçok kişi Tura’ya olan inancını sürdürmekte ve ondan yardım, koruma ve bereket dilemektedir. Tura’nın değeri, kültürel mirasımızın bir parçası olarak, gelecek nesillere aktarılmalı ve korunmalıdır.

Tura, sadece bir tanrı figürü değil, aynı zamanda insanın varoluşsal derinliklerine yolculuk yapmamızı sağlayan bir kapıdır. Onun sembolik anlamları ve mitolojik önemi, insanların evrenin gizemlerini anlama ve kendi iç dünyalarında keşif yapma arzusunu tetikler. Tura’nın ötesinde, sonsuz bir bilgelik ve anlayış yatar, ve bu bilgelik, insanlığın sonsuz arayışında rehberlik sağlar.

Tura, Türk, Çuvaş ve Altay inanç sistemlerinde derin ve önemli bir rol oynar. Bu kavram, Tanrı’nın varlığı ve özellikleri hakkında derin bir anlayışı temsil ederken, aynı zamanda sembolik bir güç ve anlam taşır. Günümüzde bile, Tura’nın etkisi ve değeri hissedilmekte ve yaşatılmaktadır, çünkü o, insanların ruhsal ve kültürel hayatlarında derin bir iz bırakmıştır. Tura’nın gölgesinde, insanlık, evrenin gizemleriyle dolu sonsuz bir yolculuğa çıkar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu