MitolojiTarih

Çingeneler ve Çingene Mitolojisi

Çingenelerin Avrupa’da ilk kez ortaya çıkışı, 14. yüzyılın sonları ile 15. yüzyılın başlarına tarihlenir. Romanlar, genellikle Anadolu üzerinden Balkanlar’a girmiş ve buradan Avrupa’nın farklı bölgelerine yayılmıştır. Tarihsel kayıtlar, Romanların önce Bizans İmparatorluğu topraklarında görüldüğünü ve ardından Balkanlar’dan Orta Avrupa, İspanya, Fransa ve İngiltere gibi bölgelere yayıldığını göstermektedir.

Çingeneler veya kendilerini tanımladığı adlarıyla Romanlar, MS 1050 civarında yaşadıkları Hindistan’ın Penjap bölgesinden, İran platosu üzerinden Kuzey Afrika ve Avrupa’ya yayılmış, Hint- Avrupa asıllı bir halktır. Tüm dünyada 8-10 milyon Çingene’nin yaşadığı sanılmakta olup en büyük Roman gruplarını Balkan yarımadası barındırmaktadır.

image 5 4
Çingeneler ve Çingene Mitolojisi 20

Çingeneler dünyaya Neden, nasıl ve ne zaman yayıldı?

Romanların neden Hindistan’ı terk ettiği kesin olarak bilinmemekteyse de üç teori ileri sürülmüştür.

  1. Hindistan’ı fetheden Müslümanların, Romanları köle olarak alıp ülkelerine götürülmesi ki Mahmut Gazi’nin Sindh ve Penjap’ı işgali sırasında 500.000 Hintliyi esir aldığı bilinmektedir.
  2. En düşük kast olduğu sanılan Romanların, Müslüman fatihlere karşı paralıasker olarak (ya da kast yükseltme karşılığında) Batı sınırına sürülmesi ki alınan yenilginin sonucunda göç etmek zorunda kalmış olabilirler.
  3. Firdevsi’nin Şehnamesi’ne (MS 11. yüzyıl) göre MS 420 yılında vatanlarını terk edip dünyaya yayılan 12.000 kişilik Luri halkı eğer Çingenelerse yayılmalarının Hindistan’ın Müslüman orduları tarafından fethedilmesiyle ilişkisi yok demektir.

Roman halkının Avrupa içlerine yayılmasının nedenleri ve gelişimi hakkında da kesin bilgilere sahip olmamakla birlikte Müslümanlar tarafından asker olarak kullanıldıkları teorisi düşünülmektedir.

Romanlar veya Çingeneler aşağıdaki etnik gruplardan oluşmaktadır:
  1. Kalderaşlar: Kendilerini gerçek Çingene kabul eden topluluk Balkan Yarımadasında yaşamakta, geleneksel olarak demircilik, bakırcılık, kazancılık gibi işlerle uğraşmaktadır. Adları Rumence ‘caldera’ (kazan) kelimesinden gelmektedir. Orta Avrupa’da yayılıp Lovari, Boyha, Luri, Çurari ve Türko-Amerikan adlı beş kola ayrılmışlardır.
  2. Gitanolar: İber yarımadası, Kuzey Afrika, Güney Fransa
  3. Manuşlar: Fransa’nın Alsak bölgesinde yaşayıp Valsikan, Pimontesi ve Gaygikanlar adlı üç alt gruba ayrılmışlardır.

Avrupa’daki Ayrımcılık ve Ön Yargılar

Çingeneler, Avrupa’ya geldiklerinde genellikle yabancı ve farklı bir halk olarak algılanmışlardır. Onların göçebe yaşam tarzı, toplumun çoğunluğu tarafından kuşkuyla karşılanmış ve zamanla önyargılar oluşmuştur. Romanlar, büyücülük ve hırsızlık gibi çeşitli suçlamalara maruz kalmış ve bu durum, ayrımcılık ve dışlanma politikalarını beraberinde getirmiştir.

Özellikle Orta Çağ’da Romanlar, toplu sürgünlere, zorla yerleştirme girişimlerine ve hatta köleliğe maruz kalmıştır. Örneğin, 15. yüzyılda Romanya’da Romanlar köleleştirilmiş ve bu uygulama 19. yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir. Ayrıca, birçok Avrupa ülkesi, Romanları sınır dışı etmek veya zorla çalıştırmak için yasalar çıkarmıştır.

image 5 5
Çingeneler ve Çingene Mitolojisi 21

Çingene Ne demek?

Çingene terimi, Bizans döneminde Yunanca ‘dokunulmayan’ anlamındaki  ‘atsinganos’ (αθίγγανος) veya ziganos (σιγγάνος) teriminden Türkçe dâhil pek çok Batı diline girmiştir. MS 800 yılında Saint Athanasia’nın Trakya’da Atsingani adlı yabancılara yiyecek verildiği ve MS 803 yılında İmparator I. Nikephoros’un bir ayaklanmayı bastırmak için Atsinganilerin büyü bilgisinden yararlandığı kayıtlıdır.

14. yüzyılda Balkan yarımadasına, 15. yüzyılda Almanya, 16. yüzyılda İskoçya ve İsveç’e yayılan Romanlar, 1864 yılında dek Romanya’da köle olarak kullanılmış, II. Dünya savaşı sırasında Naziler tarafından toplama kamplarına hapsedilmişler 200.000-800.000 arasında Roman bu kamplarda ölmüş, bu dramatik olay Romani dilinde Porajmos (vahşi bir hayvan tarafından parçalanmak) olarak tanımlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gittikçe hızlanan sanayileşme süreci Çingenelerin geleneksel geçim kaynaklarını yok etmiş ve yaşadıkları ülkenin kültürüne büyük ölçüde asimile olmalarını sağlamıştır.

Modern Dönem: Soykırım ve İnsan Hakları Mücadelesi

  1. yüzyılda Çingeneler, en büyük trajedilerinden birini yaşamıştır. Nazi Almanyası döneminde, Çingeneler Holokost’un bir parçası olarak hedef alınmış ve yaklaşık 200.000 ila 500.000 Roman, toplama kamplarında katledilmiştir. Bu soykırım, Romanlar arasında Porajmos (yutulma) olarak anılır. Bu dönem, Romanların tarihindeki en karanlık sayfalardan biridir ve bu olaylar, modern Roman kimliğinin şekillenmesinde derin izler bırakmıştır.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Romanlar, Avrupa’da hala ciddi ayrımcılık ve dışlanma ile karşı karşıya kalmıştır. Eğitim, barınma, sağlık hizmetleri ve istihdam gibi temel haklara erişimde sık sık engellerle karşılaşmışlardır. Ancak 20. yüzyılın sonlarına doğru, Romanlar daha fazla örgütlenmeye ve haklarını savunmaya başlamışlardır.

Avrupa Roman Hakları Merkezi (ERRC) gibi sivil toplum örgütleri, Romanların insan haklarını savunmak için önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, Romanların toplumsal entegrasyonunu desteklemek için çeşitli projeler geliştirmiştir.

Çingenelerin Kültürü ve Gelenekleri

Romanların kültürü, göçebe yaşam tarzlarından ve farklı toplumlarla etkileşimlerinden kaynaklanan zengin bir mirası yansıtır. Bu kültür, müzik, dans, dil, el sanatları ve geleneksel yaşam biçimleri gibi birçok alanda kendini gösterir.

Roman müziği, enerjik ritimleri, duygusal melodileri ve doğaçlamaya dayalı yapısıyla tanınır. Flamenko (İspanya), Macar çigan müziği ve Balkan müziği gibi birçok müzik türü, Romanların kültürel etkisiyle şekillenmiştir. Ayrıca Roman dansları, geleneksel kostümler ve coşkulu hareketleriyle dikkat çeker.

Romanlar, genellikle Romanca olarak adlandırılan bir dil konuşur. Romanca, Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-Aryan koluna aittir ve Hindistan kökenlidir. Ancak, Romanlar yaşadıkları bölgelere göre o bölgenin dilini benimsemiş ve Romanca’yı yerel dillerle harmanlamışlardır.

Roman toplulukları genellikle güçlü aile bağlarına sahiptir. Aile, Roman kültüründe merkezi bir yere sahiptir ve topluluk içinde dayanışma önemli bir değer olarak görülür. Ayrıca, Roman toplumları genellikle geleneklere sıkı sıkıya bağlıdır ve bu gelenekler nesilden nesile aktarılır.

Çingene Mitolojisi ve Çingene Mitolojisi Sözlüğü

Çingenelerin kökeni Hindistan’ın kuzeybatısına, özellikle Rajasthan ve Pencap bölgelerine dayanır. Dolayısıyla Çingene mitolojisi, Hindistan’ın Hindu ve Budist inançlarından izler taşır. Ancak, Çingenelerin Orta Asya, Ortadoğu ve Avrupa’ya göç etmesiyle birlikte bu mitoloji, Hristiyanlık, İslam, paganizm ve yerel halkların geleneklerinden de etkilenmiştir.

Bu etkileşimli yapısı nedeniyle Çingene mitolojisi, tek bir sistemden ziyade farklı inançların harmanlandığı bir yapı sunar. Göçebe yaşam tarzı, mitolojik hikayelerin ve sembollerin sürekli dönüşmesine ve yeni anlamlar kazanmasına olanak sağlamıştır.

Çingenelerin Dini İnançları

Anadolu ve Balkan yarımadasında Çingenelerin bir dini olduğuna inanılmamakta, yerleştikleri toplumun inancını paylaştıkları görüşü hâkimdir. Romanya ve Macaristan’da Çingenelerin kilisesinin domuz yağından yapıldığına ve köpekler tarafından yenildiği için kaybolduğuna dair bir inanış da bulunmaktadır.

Gerçekte zengin bir kültür ve efsane dağarcığına sahip olan Romanlar yazılı dilleri olmadıklarından bunların çok azını günümüze ulaştırabilmiş, yaşadıkları ülkelerde zulüm ve baskıya uğradıklarından çoğunlukla o ülkenin dinini benimsemiş veya benimsemiş görünmüşlerdir. 

Romanların, yaşadıkları ülkelerin halklarından ödünçlediği pek çok adet ve efsanenin yanı sıra, Hıristiyanlık ve Müslümanlıktan önceki dönemlerine ait adetlerden hangilerini anavatanlarından getirdikleri çok net değilse de ‘Ağaç evliliği’ gibi Hindu kültüne ait adetleri ve Hint Aborijinlerinden Bhil ve Gondhalarınkine çok benzeyen yaratılış söylencelerini muhafaza etikleri kaydedilmiştir.

Çingene tanrısı yaratıcı nitelikte ve insanlara karşı sevecen olmakla birlikte günahları affeden, ölümlerinden sonra insanları cezalandıran veya ödüllendiren bir varlık olarak düşünülmektedir. Ruhun ölümsüzlüğüne ve kaderciliğe inanan Çingeneler öte dünya ödüllerine aldırış etmemekle birlikte, cenaze törenini yemekli ve bayram havasında geçirmektedir.

Bununla birlikte ölünün gömülmesinden bir yıl sonra ve 6 hafta boyunca süren Pomana adlı ağırbaşlı bir tören düzenlenmekte, ölüyle aynı yaştaki bir kişiyi süslenip hatta ölen kişi gibi davranması istenerek böylece ruhu başka bir yerlerde olan kişiyle dayanışılmaktadır.

image 5 6
Çingeneler ve Çingene Mitolojisi 22

Çingene Yaratılış efsanesi

Tanrı, büyükçe bir su birikintisinin içine bir sopa atar, sopa büyür ağaç olur. Dokuz gün sonra Tanrı ağacın altında oturan Şeytandan gidip denizin dibin-den kum getirmesini ister. Şeytan Tanrı’nın sözüne aldanıp kendi adını telaffuz edince kum onu yakmaya başlar ve dokuz boyunca kum çıkarmaya çalışırken yanmaktan simsiyah olur. Sonunda kendi adını söylemeden denizin dibinden kum çıkarır ve Tanrı bu kumdan dünyayı yaratır. Şeytan ağacın yakınından Tanrı’yı kovmaya çalışırsa da bunu başaramaz, büyükçe bir boğa tarafından beraberinde uzaklara götürür. Bu sırada ağacın yapraklarından insanlar aşağıya inip dünyaya yayılırlar.

Çingene Mitolojisinin Ana Temaları

1. Doğa ve Maneviyat

Çingene mitolojisinde doğa, önemli bir yer tutar. Göçebe yaşam tarzı nedeniyle Romanlar, doğayla iç içe yaşamış ve onu kutsal bir güç olarak görmüşlerdir. Güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, nehirler ve hayvanlar, Çingene mitolojisinde sıkça görülen sembollerdir. Bu doğal unsurlar, yaşamın döngüselliğini ve insanın doğayla uyum içinde yaşaması gerektiğini temsil eder.

2. Özgürlük ve Yolculuk

Göçebe bir halk olan Çingeneler için yolculuk, mitolojinin temel unsurlarından biridir. Yolculuk, hem fiziksel hem de manevi bir arayışı temsil eder. Yeni topraklar keşfetmek, bilinmeyene doğru cesaretle ilerlemek ve engelleri aşmak, Çingene mitolojisinin ana temaları arasında yer alır.

3. Kader ve Kehanet

Romanlar arasında kader, hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olarak görülür. Çingene mitolojisinde, kehanet ve fal bakma, geleceği anlamaya yönelik manevi bir araç olarak kullanılmıştır. Özellikle avuç içi okuma, tarot kartları ve diğer kehanet yöntemleri, Çingene kültüründe önemli bir yere sahiptir.

Çingene Mitolojisinin Önemli Figürleri

1. Sara-la-Kali (Kara Sara)

Sara-la-Kali, Çingene mitolojisinin en önemli figürlerinden biridir. Çingenelerin koruyucu azizesi olarak kabul edilen Sara-la-Kali, özellikle Avrupa Romanları arasında büyük bir saygıyla anılır. Genellikle karanlık tenli, güçlü ve şefkatli bir figür olarak tasvir edilir. Sara-la-Kali’nin kökenleri konusunda farklı görüşler bulunsa da, onun Hindu tanrıçalarından veya Hristiyan azizelerinden türediği düşünülmektedir.

Sara-la-Kali’nin en büyük festivali, her yıl Mayıs ayında Fransa’nın Saintes-Maries-de-la-Mer kasabasında kutlanır. Bu etkinlik, Romanların dini ve kültürel kimliklerini ifade ettikleri büyük bir buluşma olarak bilinir.

2. Baro Dével (Büyük Tanrı)

Baro Dével, Çingene mitolojisinde yaratıcı ve koruyucu bir güç olarak görülür. Baro Dével, genellikle gökyüzüyle ilişkilendirilir ve evrenin düzenini koruyan bir tanrı olarak kabul edilir. Bu figür, Romanların manevi yaşamındaki merkezi bir rolü temsil eder.

3. Büyücü Kadınlar ve Ruhlar

Çingene mitolojisinde büyücüler ve ruhlar, manevi dünyanın bir parçasıdır. Büyücüler, genellikle bilgelik ve şifa gücüne sahip kadınlar olarak tasvir edilir. Bu figürler, topluluk içinde hem saygı hem de korku uyandırır. Ayrıca, kötü ruhlar ve hayaletler (mulo) gibi unsurlar da Çingene hikayelerinde sıkça yer alır.

Çingene Mitolojisinin Öne Çıkan Hikayeleri ve Efsaneleri

1. Sara-la-Kali’nin Deniz Yolculuğu

Sara-la-Kali’nin en bilinen efsanesi, onun Akdeniz’e yaptığı kutsal yolculuktur. Bu hikayeye göre, Sara-la-Kali, İsa’nın ölümünden sonra Meryemler (Meryem Magdalene ve Meryem Kleofas) ile birlikte bir kayıkta yolculuk yapmış ve Fransa kıyılarına ulaşmıştır. Bu hikaye, Romanların dini ve manevi bağlılıklarını ifade eden güçlü bir anlatıdır.

2. Mulo: Ölülerin Ruhları

Mulo, Çingene mitolojisinde ölülerin ruhlarını temsil eder. Mulo, genellikle intikam peşinde olan huzursuz ruhlar olarak tasvir edilir. Çingene toplulukları, mulo’dan korunmak için çeşitli ritüeller ve büyüler gerçekleştirir. Örneğin, bir ölünün ruhunun huzura kavuşmasını sağlamak için mezarına kişisel eşyalarının bırakılması yaygın bir gelenektir.

3. Ay ve Güneş’in Hikayesi

Çingene mitolojisinde Ay ve Güneş, genellikle iki kardeş veya sevgili olarak tasvir edilir. Bu hikayelerde Ay ve Güneş, sürekli birbirlerini takip eden ancak asla kavuşamayan figürler olarak anlatılır. Bu mit, hayatın geçici doğasını ve zamanın döngüselliğini temsil eder.

image 5 7
Çingeneler ve Çingene Mitolojisi 23

Çingene Mitolojisi Sözlüğü

Alako Norveç Çingenelerinin inanışında bir tanrı adı olup, Dundra adıyla da bilinir. Babası Baro Devel (Büyük Tanrı) tarafından yeryüzüne Assaria’da Assas kentinde yaşamakta olan Çingenelere gelenek ve eski zaman bilgilerini öğretmek için gönderilmiştir. Görevini tamamlayan Dundra evi olan krallığı olan Ay’a yerleştiğinden alako (Fince Alakuu ‘Hilal’) adıyla anılmıştır.

Alako’nun yeryüzünde Türkler ve Hıristiyanlarla savaştığına ve Beng ‘Şeytan’ ile Gern’in ‘Hz. İsa’ amansız düşmanı olduğuna inanılmaktadır.

Ana Keşali adı verilen dağ ve orman perilerinin kraliçesinin adı olup Loholiço kralı ile evliliklerinden dokuz hastalık cini dünyaya gelmiştir.

Aşani Hagrin adlı iblis, bir ineğin sırtına binmiş olarak çocuğu olmayan bir adamın rüyasına girer ve ona ineğini kesip, etini yakıp külünü karısına vermesini, postu üzerinde karısıyla birlikte olmasını tavsiye eder. Adam, Hagrin’in tavsiyesine uyunca karısı bütün gün gülmekten başka bir iş yapmayan bir kız çocuğu doğurur. Kız, zengin bir erkekle evlenip ona çocuklar doğurur ama bir gün kocasının kırılan bacağına gülünce çocuklarıyla birlikte sokağa atılır. Kızın çocuklarından Aşani adlı Çingene kabilesi doğmuştur

< Çingenece aşani ‘gülen kız’

Ateş Kral Yer ve Gök’ün oğlu olan ateşin kişileştirilmiş formudur. Türkiye Çingenelerinin konakladıkları yerlerde yaktıkları büyük ateşlerin sırrı çözülemediği gibi Sırbistan Çingenelerinin ateşe büyük değer verdiği ve kirletilmemesi gerektiğine inandıkları kaydedilmiştir.

Aya tapınma Norveç Çingenelerinin inanışında Tanrı Baro Devel’in oğlu Alako ‘Hilal’ olarak kaydedilmiştir. Transilvanya Çingenelerine göre ise Yerin ve göğün 5 oğlundan birisi ve yıldızların babasıdır. Çarana adlı efsanevi dev bir kuşun, ayın büyümesi ve küçülmesini sağladığına inanılmaktadır. Kalderaş Çingeneleri ayın hilal zamanının uğur getirdiğine inandıklarından bu dönemlerde dua etmektedirler.

Balık Adamlar Eski Ahit’te anlatılan Firavun efsnesinin Çingene folklorunda değiştirilip zenginleştirilmiş bir varyasyonu olup Rus folklorundan ödünçlenmiş olabilir. Firavun’un askerleri Karadeniz’i geçmeye çalışırken (Eski Ahit’te Kızıldeniz) sulara gömülmüş ve Maçune Manuşa ‘Balık Adamlar’a dönüşmüştür. Denizde yaşayan bu yaratıklar zaman zaman ne zaman insan olacaklarını balıkçılara sorarak öğrenmek isterler, cevap alamayınca da fırtına çıkartıp, Firavun’un Çiganka adlı (Rusça Çiganka ‘Çingene Kadın’) Yahudi karısına lanetler yağdırırlar.

Baro Devel Norveç Çingenelerinin inanışında Tanrı anlamında kullanılan bir kelime olup sonradan Alako adını alacak olan Dundra’nın babasıdır.

Beng Çingenelerin şeytana verdikleri isimdir. Aynı zamanda sürekli yenilebilen bir savaş tanrısının da adı olup, ormanda yaşar ve geceleri kötülüğü yönetmektedir.

Beş Başlı Adam Transivanya Çingeneleri’nin inanışında rastlanılan, Avrupa folkloruna yabancı muhtemelen Hindistan kökenli bir karakterin (Şiva veya Brahma’nın avatarlarından birisinin) adıdır.

Efsaneye göre Paskalya günü çalışan bir demirciyi suçüstü yakalamış ve adamı azarladığında, Çingene yedisi kör yedisi sağır, birisi sağlıklı on beş çocuğu olmasını özrü olarak bildirmiştir. Bunun üzere Çingene’nin evine giden Beş Başlı Adam, demircinin karısının süpürge örmekte olduğunu görmüş, kadın da çalışmasının mazereti olarak çocuklarını ileri sürünce onların sorunlarını çözeceğine söz vermiştir.

Adam on dört çocuğun sağlığına kavuşması için sağlıklı olan küçük çocuğun kurban edilmesi gerektiğini söyleyerek çocuğu pencereden dışarı atmıştır. Bu sırada bir mucize olmuş dışarı atılan çocuk ölmemiş ama ağlamaya başlamış yedi sağır çocuk kardeşlerinin ağlamasını duymuş, yedi kör çocuk ise dışarı çıkarak kardeşlerinin sağ salim olduğunu görmüştür.

Efsanevi Yaratıklar: Devler
Efsanevi Yaratıklar: Devler

Boba Yaşadığı ülkenin zalim kralının sarayını, kökünden söktüğü büyük bir ağaçla yerle bir edip, kralı öldürdükten sonra tahta kendi geçip kraliçeyle evlenen, ülkeye medeniyet getiren bir devin adıdır.

Butyakengo Sırbistan ve Türkiye Çingenelerinin inanışında ölü ataların bir parçası olarak insanların vücudunda yaşamaya devam eden bir koruyucu ruhun adıdır. İnsanları hastalandıkları zaman terk eden bu ruhlar iyileştiklerinde sol kulaklarından girerek tekrar geri dönerler. Yaklaşan tehlikelere karşı çeşitli işaretlerle insanı uyarır, geceleri uyurken bedeni terk ederek kişinin evini ve mallarını korurlar. Butyakengo babadan en büyük oğula, anneden en büyük kıza geçmektedir.

Çarana Urmen Kraliçesi Matuya’nın hizmetinde olan, Ay’ın büyümesi ve küçülmesini (hilal, dolunay) sağlayan dev kuşların adı olup her gece aynı kadının (Keşali) göğsünden süt emebilirlerse 999 yıl yaşayacaklarına inanılırdı. Çaranalar, sekizinci sevgiliyi edinip mutsuzluktan sararıp solan Urmenlerin ölümlerini kolaylaştırmak için etlerini kemiklerinden sıyırarak Matuya’ya götürürler, kraliçede etleri Urmenlere hakaret eden insanlara atar, bu etleri yiyenler akıllarını kaybederdi.

Çiğnomanuş Transilvanya ve Polonya Çingenelerinin inanışında mağaralarda yaşayan baş parmak büyüklüğünde erkek ve kadınlardan oluşan bir halkın adı olup yüklü miktarda hazinenin koruyucusudurlar. Kışın ahırlara dadanıp ineklerin memelerini emer ama bu durum süt verimini artırdığından istenilen bir durumdur

< Çiğno ‘küçük’ (Slavca tikno) + Çingenece manuş ‘insan’

Çingene Laneti [Çingene Mitolojisi, Folklor] Çingenelerin yaşadığı pek çok ülkenin yerli halkının folklorunda (Özellikle Balkanlar ve Anadolu) Çingeneler tarafından lanetlenmenin ölümcül sonuçlarından bahsedilmektedir.  Bizzat Çingeneler, toplum dışı göçebeler olarak yaşamalarını atalarının bir zamanlar işlediği büyük bir günaha bağlarlar. Efsaneye göre bir zamanlar yerleşik yaşarken (Hindistan’da?) ensest ilişkide bulunan kabile lideri ve taraftarları yurtlarından kovulmuşlar ve kudretli bir büyücü tarafından sonsuz dek yeryüzünde dolaşıp durmaları lanetine maruz kalmışlardır.

Çingene Vaftizi [Folklor] Doğumun arabada ya da çadırda değil de hangi mevsim de olursa olsun bir akarsu kenarında yapılıp doğduğu gibi çocuğu dere suyuyla vaftiz etme geleneğidir. Tüm kirleri temizlediğine inanılan nehir suyuna çocuğunu daldıran anne sessizce çocuğun adını telaffuz eder. Çocuğun vaftiz anası (ya da babasının) taktığı isim hiç kimseye söylenmeyerek zamanı geldiğinde çocuğun Azrail’i aldatması sağlanır.

Çovali, Laçe Rommi, Gule Rommi Doğaüstü özellik ve güçlere sahip kadınlara verilen isim olup, bu özellikeler doğuştan getirilebildiği gibi hiç erkek çocuk sahibi olmadan peş peşe 7 kız çocuk doğurarak da kazanılabilir. Çovaliler ölülerin ruhlarını görebilir, nazarlık ve tılsımlar yapabilir, cin kovabilir, hastalara şifa verebilir, saklı hazineleri bulabilir. Bir Çovali, güçlerinin sonraki kuşaklara aktarılabilmesi için ölünün ayakları dibine konulan suyu (Ruh banyo yapabilsin diye) içmek zorundadır. Büyücü kadınların yeni beceriler kazanmasının bir yolu ise Phuvuş ve Nivaşi adlı yaratıklarla düşüp kalkmalarıdır.

Dev Bkz. Maşurdalo

Devel, Del Yaratıcı tanrının adı olup, Sanskrit deva ‘tanrı’ kelimesiyle ilişkilidir.

Firavun Eski Ahit’te de İsrailoğullarının Kızıldeniz’i geçerek Firavun’dan kurtulması efsanesi Çingene sözlü geleneğinin temel öykülerinden birisi olup, Çingenelerin geçmişini Eski Mısır’a dayandırmaktadır. H. Carnoy ve J. Nicolaides’in Folklore de Constantinople (Konstantinopolis Folkloru) adlı eserinde bir afetin ardından hayatta kalan bir topal kadının biri kız biri erkek iki çocuğunun Çingenelerin ataları olduğu kayıtlıdır.

Grouya [Çingene Mitolojisi, Folklor] İstanbul Boğazı’nda bulunan Baro Gradoya ‘Büyük Kent’ şehrine medeniyet getirmek isterken sarhoş olup kentin sakinleri tarafından kuyuya atılan bir devin adıdır. Kendi kanıyla yazdığı bir pusulayı bir karga yardımıyla babasına gönderince baba oğlunu kurtarır ve kentte öyle büyük bir katliam yaparlar ki hükümdar kenti uygarlaştırmalarına izin verir.

Güneş Ağacı Transilvanya Çingenelerinin inanışında Güneş İmparatoru’nun ülkesinde bulunan, yaprakları yıldızlardan çiçekleri ay ve gezegenlerden oluşan bir ağacın adıdır. Bir masalda Güneş Kralın bu ağacın dalını tek gözlü bir insana hediye ettiği, o insanında bu dalı halkına ölümsüzlük kazandırmak için kullandığı kayıtlıdır.

Güneş Kral Yer ve Gök’ün oğlu olup adına ayinler yapılır, o da tutulan dilekleri yerine getirirdi.

Hastalık Cinleri Loholico kralı ile Periler Kraliçesinin evliliğinden doğan dokuz iblisin adıdır. Bu cinler, 19. yüzyılda sadece Türkiye ve Sırbistan Çingeneleri tarafından bilinirken, Transilvanya ve Macaristan Çingeneleri tarafından tanınmamaktaydı.

Cin Uçuh
Cin Uçuh

Bunlar:

  1. Melalo ‘Kirli’: Gri tüyleri olan keskin pençeli bir kuşun adıdır. Uçarken etrafına hastalık, yoksulluk saçarak insanları keder, çılgınlık, hırsızlık ve cinayete iter.
  2. 2. Lili ‘Balgamlı’: Sümüksü balık görünümünde balgamlı hastalıklara (grip, dizanteri) yol açar.
  3. Thulo ‘Şişko’: Dikenli bir küre formunda olup, hamile kadınların karnına sızarak sancılarını arttırmaktadır.
  4. Tharidi ‘Ateşli’: Ufak ve tüylü bir kurtçuk görünümünde olup hamile kadınların karnına girer ve bıraktığı tüyler yüzünden ateşlenmelerine neden olur.
  5. Şilali ‘Soğuk’: Sayısız ayağı olan beyaz bir fare formunda olup insanlarda soğuk titreme nöbetine sebep olur.
  6. Bitoso ‘Oruçlu’: Çok başlı bir kurtçuk olup, baş ve mide ağrısına, iştahsızlık ve öksürüğe sebep olur.
  7. Lolimoşo ‘Kırmızı Fare’: Kırmızı fare formundaki iblis egzama gibi cilt hastalıklarına sebep olur.
  8. Minçeşkre ‘Kadının Bacak Arasından Gelen’: Tüylü bir böcek formunda olup geceleri uyuyanların üzerinde gezerek, frengi ve irinli şişkinliklere sebep olur.
  9. Poreskoro ‘Kuyruklu’: HermAphrodite karakterli, dört kedi başlı, dört köpek başlı, kuş gövdeli, yılan kuyruklu formda tasvir edilip, toprağın altında yaşamakta, veba, koleragibi salgın hastalıklara sebep olmaktadır.

Juklanuş [Çingene Mitolojisi, Folklor] İnsan gövdeli köpek başlı yaratıkların adı olup, zamanında iyi insanlar olmalarına karşın cadı ve büyücülerin kurbanı olmuşlardır. Dağlarda gruplar halinde yaşar ve Loholiçolarla sürekli kavga ederler. İnsanlara karşı düşmanlık gütmedikleri gibi yardımseverdirler ve saçlarının bir teli tüm hastalıkları iyileştirebilir. Sis kralının üç altın elmasını nöbetleşe korumalarının yanı sıra kendi hazineleri de vardır. Bakire bir kız tarafından öpülürlerse tekrar insan haline dönüşeceklerine inanılır. < Jukle, jukel ‘köpek’ + manuş ‘insan’

Kara Kedi Günahkâr insanların Ölüler ülkesine gitmeden önce kara kedi biçimine girerek Rüzgâr Kralı’nın yönettiği Kedi Dağı adlı bir dağda cezalarını çektiklerine inanılmaktaydı.

Kedi Dağı Günahkâr insanların Ölüler ülkesine gitmeden önce kara kedi formunda cezalarını çektikleri, Rüzgâr Kralı’nın yönettiği bir dağın adıdır.

Köpek Beyaz köpeklerin ruhun vücudu terk etmesini, dolayısıyla ölümü kolaylaştırdığına inanılır bu yüzden Çingene kabileleri tarafından beklenirler. Yine beyaz köpekler kutsal dağların tepesinde bulunduğuna inanılan Ölüler ülkesinin bekçisidirler. Transilvanya Çingenelerinin inanışında Momorod ile Almas arasında yer alan dağda dört gözlü dişi bir köpeğin yaşadığına inanılmaktadır. Bu köpeğin dereden su içmesi neticesinde uzun süre yağmur yağacağına, köpeğin dışkısına basan kişinin şansının yaver gideceğine inanılmaktadır. Wlislocki, bu köpekle Hint tanrısı Şiva’nın Sarama adlı dişi köpeği arasında bağlantı kurmuştur.

İt Baraklar
İt Baraklar

Köpek İnsanlar Bkz. Juklanuş

Loholiço Şeytanın hizmetine girmiş kötü ruhlu insanların adıdır. Hizmet sürelerinin dolmasının ardından kıllı vücutlu, uzun kulaklı, çöp bacaklı, uzun kollu yaratıklara dönüşmektedirler. Loholiçoların topuklarındaki tüylerin yakılması tüm güçlerini kaybetmelerine sebep olmaktadır.

Kadınları olmayan bu yaratıklar kaçırdıkları genç kızları idrarlarıyla kısrağa dönüştürür ve cinsel ilişki sırasında işkence ederek öldürürlerdi. Kralları kanatlı olup istediği yere rüzgâr hızında uçarak gidebilir ve periler kraliçesiyle evlidir. Kral, kraliçeyi perilerini (keşali) yiyeceği tehdidiyle evliliğe ikna etmiş, bu evlilikten insanlara musallat olan 9 hastalık cini doğmuştur.

Hastalık cinlerinin dokuzuncusu olan Poreskoro’nun görünüşü kralı dehşete düşürmüş Ana kraliçe ile bir anlaşma yaparak 99 (ya da 999) yaşına basan Keşalileri adamlarına teslim etmeleri şartıyla ayrılabilecekleri sözünü vermişti.

Moşto İyi ve güzel olan her şeyin yaratıcısı olan tanrının adı olup Zerdüşt dinindeki Ahura Mazda ile örtüşmektedir. Moşto’nun üç oğlu olup büyüğü yeni şeyler yaratırken, ortancası var olanları onarır, küçük olan ise var olanı yok etmektedir.

Mulo Balkan Çingenelerinin inanışında ölü doğan bebeklerden türeyen vampir benzeri bir yaratık olup, 30 yaşına kadar büyüyüp daha sonra Ölüler Ülkesine geri dönmektedir. Dağlarda yaşayıp çaldıkları hazinelere bekçilik eden Muloların her iki elinin orta parmakları eksik ve vücutları kemiksizdir. Ocakbaşı sohbetlerinde anlatılan hikâyelerin başkahramanı olan Mulolar Batı ve Orta Avrupa Çingenelerinde bütün hortlak çeşitlerini tanımlamak için kullanılmakta ve Çingene dilinde artık kullanılmayan mar ‘ölmek’ fiilinden türediği sanılmaktadır.

Müjde Tıpkı Yahudiler gibi Çingeneler de kendilerini seçilmiş bir halk olarak görmekte, bir gün dünyaya özgürlük ve kardeşlik üzerine kurulu bir Altın Çağ getireceklerine inanmaktadırlar. Firavun efsanesinde işledikleri suçtan dolayı lanetlenip yurtlarını terk etmelerinin üzerinden 2000 sene geçince tekrar ülkelerine döneceklerine inanmaktadırlar.

Nivaşi Şişman gövdeli, kızıl saçlı ve sakallı, at toynaklı su cinlerinin adı olup, insaları köprülerden aşağı çekerek boğar ve ruhlarını çömleklerin içine hapsederler, uyuyan kadınlarla cinsel ilişkiye girerek onların büyücü olmalarına sebep olurlardı. Dişi Nivaşiler ise uzun saçlı gür saçlı güzel kadınlar olup, çıplak dolaşıp kırmızı ayakkabılar giyerlerdi. Göllerin dibindeki saraylarda yaşayan Nivaşilerin kadınlar kocalarıyla birlikte ölmek zorundadırlar. Erkek Nivaşiler yaşlandıklarında arkadaşları tarafından yenilir.

Becerikli bir insan tatula adlı bitkinin tohumuyla dişi Nivaşeleri büyüleyip ayağındaki ayakkabıları çıkartmayı başarırsa kendine eş olarak alabilir. Bkz. Succubus

Ölüler DiyarıÖlüler Dünyası, Ölüler Ülkesi, Yeraltı dünyası Orta Avrupa Çingenelerinin inanışında, ‘Rüzgâr Dağları ‘adı verilen bir mevkide bulunmakta ve dokuz beyaz köpek tarafından korunmaktadır. Çingene halkının inanışında beden çürümeden önce ruh yolculuğuna başlamamaktadır.

Peşoşeskro Çingene dilinde ‘tatula, şeytan elması, boru çiçeği (Latince: Datura stramonium) adlı zehirli bitkinin adı olup, bu bitkiden insanı sarhoş eden, keyif verici bir madde edilmekte aynı zamanda kehanet ve cinlerin kovulması gibi işlemlerde de kullanılmaktaydı. Çingenelerin kökeniyle ilgili bir efsanede bu bitkinin önemli bir rolü bulunmaktaydı.

Bilge ve iyiliksever bir adam kendisine hiç karşı gelmeyecek bir kadınla evlenir ve kadına evlenirken eğer kendine karşı gelirse onu lanetlemek zorunda olacağını da bildirir. Yıllar sonra pek çok çocukları olduktan sonra kadın kocasına karşı gelince adam onu ‘tüm insan ve hayvanların sakındığı bir bitki olması, meyvelerinin içinde, dünyaya getirdiği çocukların sayısı kadar çekirdek olması; çocuklarının tüm dünyayı dolaşması’ şartıyla lanetler ve sözde Çingenelerin anası olan bu kadın tatulaya dönüşür.

image 1 52
Çingeneler ve Çingene Mitolojisi 24

Phuvuş Yeraltındaki şehir ve köylerde yaşayan vücutları sık tüylerle kaplı ufak tefek, çirkin yaratıkların adıdır. Genelde insanlara karşı iyi davranmalarına karşın kadınları kaçırmaktan da geri durmamaktadırlar.

Yaşam güçlerinin kara bir tavuğun yumurtası içinde gizli olduğuna ve bu yumurtanın suya atılması veya kırılması durumunda phuvuşların öleceğine inanılmaktadır. Phuvuşlar tıpkı Nivaşiler gibi kadın büyücülere sihir ve şifa yöntemlerini öğretirler. Yeryüzüne çıktıklarında eğer başlarındaki üç sırma teli şapkayla örtmezlerse insanlara görünmezler. Yeraltındaki şehirlerinin yeryüzüne çıkış noktaları büyük kayalar ve ısırgan otlarıyla kaplıdır. Yüzeye çıktıklarında bu girişi açmak için kırmızı ve şehirlerinin yolunu bulmak için beyaz renkli birer yumurta taşırlar.

Ruh Göçü Sırbistan ve Türkiye Çingenelerinin inanışında Butyakengo adı verilen koruyucu ata ruhlarının babadan en büyük oğla, anneden en büyük kıza geçmesi sürecinin adıdır.

Rüzgâr Kralı Yer ve Gök’ün beş oğlundan en güçlü olanının adı olup, tüm yüksek dağların sahibidir. Günahkâr insanların Ölüler ülkesine gitmeden önce kara kedi formunda cezalarını çektikleri Kedi Dağı da onun yönetimindedir. Bulan insana şans getiren Yıldırım taşlarının oluşmasını sağlamakta, çocuklarıyla birlikte Ateş Kralı’nın çocukları olan yıldırımları önlerine katıp kovalamaktadır.

Save Sumbeskro Kaşt ‘Tüm Tohumların Ağacı’ Yeryüzünde bulunan tüm ağaçların kaynağı olduğuna ve sadece seyretmenin bile insanı gençleştirdiğine inanılan efsanevi ağacın adıdır. Ağacın köklerinin dev bir yılanın ağzında durduğuna dallarının ise gökyüzünün enginlerine dek ulaştığına tepesinde şimşekler çaktığına inanılmaktadır.

Bir ‘Dünya Ağacı’ varyantı olmalıdır. Transilvanya Çingeneleri arasında anlatılan bir efsaneye göre kabilenin biri geleneksel olarak her yıl besleyip nehre atarak kurban edilen öküzü kendileri yemiş ve bu vefasızlıklarının sonucunda büyük bir kıtlık baş göstermiştir.

Kabilenin yaşlılarından birisinin yol göstermesinin ardından bir kahraman nehrin dibinde bulunan bir kapıdan geçerek Tüm Tohumların Ağacı’na ulaşır ve ondan bir miktar tohum alarak köyüne götürerek kıtlığın yıkıcı etkisini halkından uzaklaştırır. Bir başka geleneğe göre ise çam ve söğüt ağaçları yan yana toprağa dikilip kırmızı bir iple birbirlerine bağlanılırsa yılbaşı gecesi Tüm Tohumların ağacını görmek mümkün olacaktır.

image 1
Çingeneler ve Çingene Mitolojisi 25

Sis Kralı Yer ve Gök’ün beş çocuğundan birisi olup, dağ perilerinin (keşali) babasıdır. Dağların tepesinde bulunan evinin bahçesinde üstünde üç altın elma bulunan ve Köpek İnsanlarca nöbetleşe korunan bir ağaç bulunmaktadır. Bu elmalardan ilkini koparan insan zengin, ikincisi koparan mutlu, üçüncüsünü koparan ise sağlıklı olur ve kopan elmanın yerini hemen yenisi alır.

Suyolak Gövdesi sık kıllarla kaplı, şifacılık ve büyücülük yeteneği olan bir devin adıdır. İlk cinsel ilişkisi sırasında zayıf düşmesini fırsat bilen şeytanlar tarafından bir kayaya bağlanmıştır.

Şans Dağı Sırbistan ve Türkiye Çingenelerinin inanışında, beklenmedik bir kısmet karşısında bu dağa gidilerek butyakengo adı verilen koruyucu ata ruhları adına kurban kesilirdi.

Şans Elbisesi Keşali adı verilen orman perileri kendi saçlarından dokudukları insanların gözüne görünmeyen bir elbiseyi küçük bir çocuğa giydirerek çocuğun hayatı boyunca kısmetli olmasını sağlarlar.

Şerkano Kalderaş halkının inanışında Tanrı insanın gücünü sınamak için evrenin yaradılışı sırasında yarattığı yılanın adı olup, adına her ilkbahar mevsiminde Yılan günü adlı festival düzenlenmektedir.

Truşul Çingene dilinde ‘istavroz’ anlamına gelen kelime doğrudan Hint mirası olup tanrı Shiva’nın üç çatallı asası Triśulā’dan türetilmiştir. Çingene folklorunda Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinde kullanılan çivileri hazırlama görevinin bir Çingene’ye verildiği onun dördüncü çiviyi sakladığı ya da çaldığı böylece iki yaka için tek bir çivi kullanıldığı yaygın bir temadır.

Urmen, Ursitory Macaristan, Transilvanya, Sırbistan, Polonya ve Rusya Çingenelerinin mitolojisinde olağanüstü güzelliğe sahip kadın görünümünde olan, insanoğlunun kaderini belirlemekle yükümlü dişi cinlerdir. Bir Urmen bir erkekle ilişkiye girmesinin ardından ikisi iyi biri kötü huylu üç Urmen birden doğurur.

Annelerinin sütünü bir kez içen Urmenler, hemen yürümeye başlayıp, annelerini terk eder ve ağaç kovuklarında yaşamaya başlarlar. Yetişkin olduklarında kraliçeleri Matuya’nın sarayına taşınmalarına ve 7 sevgili edinmelerine izin verilir. Sekizinci bir sevgili edinmeye kalkarlarsa Çarana adlı dev kuşlar tarafından parçalanarak öldürülerek cezalandırılırlar. Urmenlerin yaşam gücü başlarının arkasındaki üç tel sırma saçta saklıdır.

Yıldırım Taşı, Dil Taşı Bir Şanş Dağı’nın üzerinde bulunduğu takdirde felaket ve hastalıkları önlediğine inanılan, kabile içinde miras yoluyla kuşaktan kuşağa geçen efsanevi taşın adıdır. Kabilenin falcıları tarafından her şeyi gördüğüne inanılan ‘Güneş Kral’la iletişim yani kehanet amaçlı da kullanılabilir.

Daha Fazla Göster

Mitolog

Mitolog; mitoloji hayatın bir parçasıdır, eskiyi daha iyi anlayabilmek için mitolojiyide incelemek gerekir. Mitoloji hayatımızın bir parçasıdır....

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu